sen yeryüzünü bilmez olsan
ay kapkararırdı gamdan
notanın feryadı var
beni serzenişte seyretme
harama bulaşan gözüm var
senin şanının bir hırsızı var
soyumda sopumda var
sana ermek istemek
haramın cezbedişinden
ben kendimden geçmişim
yolum nerelerde
yolda seyreden arkadaşım
yolun tozlarına küfretme
yünahıma ortak olmadan
hissediyorum benle bizle oynuyorsun
yolların tozu buazına birikir
bunu bana söyletme
haramsın bana
aşkı seyrederek keyiflenme
yaşayacaksan cesurca
duayı ellerini açmadan bırakma
bir sel alır yelden
martının tüyü düşer gökten
anladınmı gök mavimidir
değilmidir
martı özgürmüdür
değilmidir
sebep sendemidir
yoksa yediğin yemektemidir
bir günaha eş değer olur
yolun tozu dumana kavuşur
oyun oynamak daha kolay olur
mesajlar hep cevapsızmı kalır
bir hiç oluyor zaman mekansız
küstürdüğün sevda sana çok ağır
yük taşıyamazsın bel kambur
dik sözler yokuşu
kaygan
ojeli tırnaklar
sadece aşağı kayarlar
acıtmaya başladı gülbahçemi
dikenleri arasından atılan taşlar
toprağın nemine sakladığım
güneş parlaklığı günah sıcağı laflar
yazdırtma bana seyr-i sefa dert-i cefa
hepsini yaşadım
hepsini anlattın
hepsini ve hep
beni bekletmende kavradım
orhan AKGÖREN 02.02.2009
5 Nisan 2009 Pazar
BİR Mİ İKİ Mİ
kadehin son yudumu
kimse benim sezgilerle bir yudum sevgi bulurmu acaba
ben simyayı sevmişim
balıklar sadece yüzer
simyasını bilemezsin ki sen
bilmeye çalışan diğerlerini savunmuyorum ben
orgazım sonrası
değerlendirme zamanı
bir sigara yakmalı
buğusunda var kalabalık içi yanlızlık
şimdi daha iyi anlıyorum
sigaram daha berrak yanıyor
ikinci kıvılcımı çoktan vermişim ben
göz dünyayı sezer
yüzde kırkbeş rüyalarımdaki beni sezer
kimsenin bilmediği bir dille konuşuyorum ben
ama yüklenmesi gerekenler bunu biliyor
bir çiçeğe sen diyorum
bir destenin içinde tek başını dikilen
çokta bilen bir asidir o
onun rengi içi görünen zamansa sadece
bu doğa ana
senin yeşermene sebep sadece
rüzgar savurdu
sebep fırtına oldu
anlanması gereken bir problem
fizibilitesi beyaz üzeri siyah bir kağıt sadece
bu kağıt bir manayı sevdi
oysaki bir uçak bile olabilirdi
yada batmaya mahkum
bir kayık
gözlerim ağzımdan çıkan dumanla kayık
balıklar hala kedinin kusmasıyla ayık
saçlarınmı kaçtı boğazıma
yoksa bu bir hıçkırıkmı
senin susuzluğuna sebep...
orhan AKGÖREN 29.01.2009
kimse benim sezgilerle bir yudum sevgi bulurmu acaba
ben simyayı sevmişim
balıklar sadece yüzer
simyasını bilemezsin ki sen
bilmeye çalışan diğerlerini savunmuyorum ben
orgazım sonrası
değerlendirme zamanı
bir sigara yakmalı
buğusunda var kalabalık içi yanlızlık
şimdi daha iyi anlıyorum
sigaram daha berrak yanıyor
ikinci kıvılcımı çoktan vermişim ben
göz dünyayı sezer
yüzde kırkbeş rüyalarımdaki beni sezer
kimsenin bilmediği bir dille konuşuyorum ben
ama yüklenmesi gerekenler bunu biliyor
bir çiçeğe sen diyorum
bir destenin içinde tek başını dikilen
çokta bilen bir asidir o
onun rengi içi görünen zamansa sadece
bu doğa ana
senin yeşermene sebep sadece
rüzgar savurdu
sebep fırtına oldu
anlanması gereken bir problem
fizibilitesi beyaz üzeri siyah bir kağıt sadece
bu kağıt bir manayı sevdi
oysaki bir uçak bile olabilirdi
yada batmaya mahkum
bir kayık
gözlerim ağzımdan çıkan dumanla kayık
balıklar hala kedinin kusmasıyla ayık
saçlarınmı kaçtı boğazıma
yoksa bu bir hıçkırıkmı
senin susuzluğuna sebep...
orhan AKGÖREN 29.01.2009
I jua
sigara dumanının elektiriklenme üzerindeki gel giti !
bir kadeh kalmış eskilerden
bir bu kalmış ellerimden
bir içer bulmuşum kendimi ben
birinin konçertosuna nota basamazken (ben)
mısra sonu kafiyeler
bir beni bir seni bilirler
anlaşılmazlık içindeki
anlamanın ta kendisi ki ...
orhan akgören 28.01.2009
6 Nisan 2008 Pazar
HAYALLER VE GERÇEKLER
bir maden işçisininin gülen yüzünü bilirim,
bir de çöpçülerin sıcak ellerini.
bizler için cennetin kapıları vardı
birbirinden farklı koyu tonlardaydı
olması gerektiği kadar da açıktı
bir hayal vardı , doğrular orda yaşardı
yanlızlığın ve amaçsızlığın güzel anlarındandı
bir büyüsü vardı bolluğun ve zenginliğin
soyut zenginlikler, somut olan hayatta
acılar brakırdı insana
yine de kaktüs çiçeğinin güzelliği düşünülmeli
tek bir dikeni bile düşünülmeden
ama karınca benden çaldığı ekmek kırığının bedelini ödememişti
ve yaşıyordu saçımdaki bitler hala
bir de sivilcem vardı , bulunduğu yeri seviyor gibiydi
bakkalın defterinde de adım yazılıydı
bir sancısı vardı toprağın
depremi beynime kadar ulaşmıştı
ve büyümekteydi gölgem küstüğüm karanlıklarda ...
bir de çöpçülerin sıcak ellerini.
bizler için cennetin kapıları vardı
birbirinden farklı koyu tonlardaydı
olması gerektiği kadar da açıktı
bir hayal vardı , doğrular orda yaşardı
yanlızlığın ve amaçsızlığın güzel anlarındandı
bir büyüsü vardı bolluğun ve zenginliğin
soyut zenginlikler, somut olan hayatta
acılar brakırdı insana
yine de kaktüs çiçeğinin güzelliği düşünülmeli
tek bir dikeni bile düşünülmeden
ama karınca benden çaldığı ekmek kırığının bedelini ödememişti
ve yaşıyordu saçımdaki bitler hala
bir de sivilcem vardı , bulunduğu yeri seviyor gibiydi
bakkalın defterinde de adım yazılıydı
bir sancısı vardı toprağın
depremi beynime kadar ulaşmıştı
ve büyümekteydi gölgem küstüğüm karanlıklarda ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)